Savaslari ve Katliamlari gordukce Tipki nar gibiyim Disim Tekparca Icim Paramparca Savaşların olduğu, katliamların olduğu, gözyaşı ve acının hakim olduğu yer, herkesin bir şeylerini kurtarma peşinde olduğu ama asıl kurtarılması gerekenlerin ihmal edildiği/düşünülmediği yer; Dünya, yani imtihan salonu. Sınıfta sınava giren birisi sınavdan sonra sınıftan çıkacağını bilir. Dünya sınavında olan insan sınavdan sonra dünya sınıfından çıkacağını aklına getirmez. Bu sebeple olacak ki, sınavı bırakıp dünya sınıfı ile meşgul olur. Adeta dünya sonsuz hayatmış gibi görülür. Kimi makamını kurtarma peşinde, kimi öfke ve hırsına yenilip binlerce insanı katletmek peşinde, kimide anarşi ve bozgunculuk çıkarma peşinde. Kısacası herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde. Evet, herkes bir amaca yönelmiş ve amacını gerçekleştirmekle meşgul. Peki ya asıl amaçlar ya asıl dünya…

Dünya çok mu büyük? Savaşlara, yıkımlara ve katliamlara sebep olanlar aslında dünyanın tepesine çıkma imkânları olsa da oradan dünyaya kuş bakışı baksalar, tüm bu yaptıklarına şahit olsalar, hatta imkân olsa biraz daha yükselip kendi yaşadıkları yer kürede yaptıklarına öyle baksalar. Nasıl yıkımlara ve felaketlere sebep olduklarını bir anlasalardı/anlayabilselerdi. Aslında ne kadar küçük olduklarını ve ne için kavga ettiklerini göreceklerdi. “Dünya o kadarda büyük değilmiş, biz ne için savaşlar yapıyoruz, biz neyi kurtarmaya çalışıyoruz” diyecekler. “Kainatın bu kadar genişliğine nazaran biz bu küçücük dünyada ne yapıyoruz” diyecekler. “Buraların sahibi kim, bu koca kâinatın, galaksilerin ve içinde bulunduğumuz bu yerkürenin sahibi kim?” Yâda yinede bunları sorgulamayıp gerçeğin farkına varamayacak ve bildiklerini okuyacaklar ve yinede şu küçücük geçici dünyalarını kurtarma peşinde olacaklar.

Şu koca kâinata nispeten bir toz tanesi kadar bile olamayan bu küçücük dünyada asıl vazifeler unutulmuş ne yazık ki. Üç günlük dünya menfaati için nice yıkımlar, nice savaşlar yapılıyor. Ne için? Neyi kurtarmak için? Kurtarmaya çalıştıkları bu dünya hayatında en fazla ne kadar hayatta kalabilirler? Yâda en fazla ne kadar saltanat sürdürebilirler. Nice saltanat sürdürenler, nice hükümranlık kuranlar şimdi neredeler. Dünya hükümranlığı yetmiş yıl, seksen yıl bilemedin doksan yıl, ya sonrası… Ya ebedi ve sonsuz hayat… Sonsuz bir hayata doğru gidiliyor, amaç sonsuz hayatı kurtarmak gerekirken ne yazık ki, sonsuz hayat düşünülmüyor. Yapılan savaşlar, katliamlar ve yıkımlar geçici dünya hayatını kurtarmak için ve yeryüzünde hükümranlık kurmak için yapılıyor. İnsan kendini dünyaya bağlasa bile en fazla seksen bilemedin doksan yıldır dünya hayatı, ya ötesi…

Evet, ötelerde insanı neler bekliyor. Dünya saltanatını yaşayanlar nefis ve arzularına esir olanlar öteleri hiç düşünmez mi? Bu hayat son bulduğunda gidilecek ötelerde insan ne ile karşılaşacağını hiç aklına getirmez mi? Asıl öteler için yani ahiret için çalışmak gerekmez mi? Asıl savaşları ve asıl yıkımları insanın düşmanı olan şeytan ve nefse vermesi gerekmez mi? İşte bunu düşünmeyi ve öteler için hazırlık yapmayı insan kendine görev bilmelidir. Evet, ötelerden yani o günden Rabbimiz haber veriyor;Bizlere Azrail bizim Pesimizdeyken biz halen neyin pesindeyiz neyin hesabini yapiyoruz Bu yalan dunyadan hic sag cikanimiz yok cunku giden bir daha geri gelmiyor Hepimiz Kardesiz Ben Dunyadaki Savaslara hayir diyorum Dunyada BARIS Dostluk huzur ve Mutlu bir Yasam Sevgi dolu Bir Hayat icin Yarinimzin gelecegi icin Yeni saglikli guzel mutlu yeni nesillerimiz icin savasa hayir hayir hayir diyorum saygilarimla sonsuz sevgilerimle Var olun sag olunuz Hepinizde Allaha emanet Olunuz Amerikadan Selamlar sevgiler

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.