Sevmek çok güzel bir şeydir ama sevildiğini bilmek daha çok bir şeydir . Kişi seviyorsa bilsin ki oda seviliyordur.

Kalpler karşılıklıdır. Herkesi seven biri, herkes tarafından sevilir. Bu yüzden sevilen bir kimse olmak için insanları sevmeli ve onlara değer vermeliyiz. Eğer ekşi suratlı, kimseye güler yüz göstermeyen, değer vermeyen biri olursak bunun sonucunda da kaçınılmaz olarak sevilmeyen biri oluruz. Bu ise en çok bizi üzer. Sevinçli günlerimizde onu paylaşacak, kederli günlerimizde bizi teselli edecek birini bulamayız.

Sevmek ve sevilmek bütün canlıların sahip olduğu doğal bir ihtiyaçtır. Yaşamak için nasıl ekmeğe, suya havaya muhtaçsak, aynı şekilde sevmeye ve sevilmeye de ihtiyaç duyarız.

Sevgi, merhametli ve şefkatli olmanın göstergesidir. Arkadaşlarını seven biri, onlara karşı acımasız olamaz. Doğayı seven biri, kıyamadığı için onu kirletmez. Çiçekleri seven bir onu koparmaya içi elvermez. Çünkü kopardığı takdirde onların kısa sürede solup öleceklerini bilir. Çocukları seven biri, onların gönüllerini kırmak istemez. Merhamet ve şefkat yaygınlaştıkça insanlar yırtıcı duyguların etkisinden kurtulur.

Sevgi bazen kendisini saygı olarak gösterir. Babamızı sever, bu sebeple onun sözlerine değer verir. onu sayarız. Allah’ı çok severiz ve onun buyruklarını yerine getiririz. Peygamberimizi severiz ve onun yaşamını kendimize örnek alırız.

Açıkça anlaşıldığı gibi biz canlılar sevgiye çok ihtiyaç duyarız. Sevilen biri olmak için kendimiz de sevmeli, böylece sevgiyi yaygınlaştırmalıyız. Biz sevdikçe daha çok sevilir, sevildiğimizi fark ettikçe daha çok severiz.Hem mutlu oluruz hemde mutlu ederiz

Kalpler karşılıklıdır. Herkesi seven biri, herkes tarafından sevilir. Bu yüzden sevilen bir kimse olmak için insanları sevmeli ve onlara değer vermeliyiz. Eğer ekşi suratlı, kimseye güler yüz göstermeyen, değer vermeyen biri olursak bunun sonucunda da kaçınılmaz olarak sevilmeyen biri oluruz. Bu ise en çok bizi üzer. Sevinçli günlerimizde onu paylaşacak, kederli günlerimizde bizi teselli edecek birini bulamayız.

Sevmek ve sevilmek bütün canlıların sahip olduğu doğal bir ihtiyaçtır. Yaşamak için nasıl ekmeğe, suya havaya muhtaçsak, aynı şekilde sevmeye ve sevilmeye de ihtiyaç duyarız.

Sevgi, merhametli ve şefkatli olmanın göstergesidir. Arkadaşlarını seven biri, onlara karşı acımasız olamaz. Doğayı seven biri, kıyamadığı için onu kirletmez. Çiçekleri seven bir onu koparmaya içi elvermez. Çünkü kopardığı takdirde onların kısa sürede solup öleceklerini bilir. Çocukları seven biri, onların gönüllerini kırmak istemez. Merhamet ve şefkat yaygınlaştıkça insanlar yırtıcı duyguların etkisinden kurtulur.

Sevgi bazen kendisini saygı olarak gösterir. Babamızı sever, bu sebeple onun sözlerine değer verir. onu sayarız. Allah’ı çok severiz ve onun buyruklarını yerine getiririz. Peygamberimizi severiz ve onun yaşamını kendimize örnek alırız.

Açıkça anlaşıldığı gibi biz canlılar sevgiye çok ihtiyaç duyarız. Sevilen biri olmak için kendimiz de sevmeli, böylece sevgiyi yaygınlaştırmalıyız. Biz sevdikçe daha çok sevilir, sevildiğimizi fark ettikçe daha çok mutlu oluruz

İnsan önce kendini sevmeli, hayatı sevebilmek için...

İnsan önce kendini sevmeli, hayatı sevebilmek için...

Bir süredir bu fikrin üzerine düşünüyorum, tekrar tekrar.. Ve her seferinde vardığım sonuç aynı. Doğru! Gerçekten şaşırtıcı nitelikte doğru. Sakın yanlış anlaşılmasın kendimden nefret ettiğim falan yoktu.  Ama gerçekten bir denklemler zinciri bu...

İnsan kendi bakınca ne görür? Bunun cevabı "ben işte" ise o kişi gerçekten kendisiyle ilgilenmiyor, kendisine yeterince değer vermiyor demektir. Bunu biraz daha açalım; insan aynaya bakınca mutlu olup gülümsemeli bence. Çünkü aynada gördüğü kişi kendisine güzel veya yakışıklı gelmelidir ve bundan memnun olup gülümsemelidir. Bunu narsistlik veya megolamanlıkla karıştırmayın lütfen benim dediğim insanın kendine aşık olması veya kendisini başkalarından üstün görmesi değil. Demek istediğim şey insanın kendine değer verip, kendini sevmesi...

İnsan kendi kişiliğini, fiziksel ve zihinsel özelliklerini sevmesi ve değerli görmesi gerekir başta. Kendisine saygı duyması çok önemlidir. Çünkü kendine bu kadar emeği vermeyen insanın, ne hayata verdiği ne de başkalarına verdiği emek işe yaramaz. İstediği hayatı yaşayamaz. Onca hayat koşuşturmacasının içinde kaybolur gider. Yıllar sonra geriye baktığında ben hayat mı yaşadım ki dememeli.

Bir birey olarak insanlar kendi özellikleri nedeniyle mutlu olmalıdırlar. Ancak kendini seven, içini hep mutlu şeylerle doldurarak, düşünerek ve bunlara inanarak yaşayan insanlar iliklerine kadar hissedebilir mutluluğu. Yani ilk olarak kendinden hoşnut olup bunun için şükredebilen insan sevebilir hayatını.

İkinci olaraksa, bulunduğunuz ortamı sevebilmek çok önemlidir. Aileni, yaşadığın yeri, evini, okulunu, işini, yakın çevrendeki arkadaşlarını sevip, onlara değer vermek gerekir. Çünkü bu dediğim temel parçalar puzzle'ı mutlu bir tabloya çevirmekte önemlidir. Temel parçalar hoşuna gitmiyorsa yaşadığın hayattan nasıl memnun olabilirsin ki. İnsanlar çoğu zaman bu ilkelere isyan ederler ama en büyük hata buradadır, bunlara isyan edip gözünde daha da büyümesine ve daha mutsuzlaşmasına sebep olur. Ama onlara sevgiyle bakmaları, kişinin durumunun daha iyileşmeşine sebep olur. Hayattan tad almaya başlayıp, yaşadığı hayatı sevmeye başlar.

Demin bazı temel parçalardan bahsetmiştim, onlar belki puzzle'ın biraz belirmesine sebep olabilir ama puzzle'ın tamamının ortaya çıkması için, diğerleri kadar önemli olmayan parçaların da olması gerekmektedir. Yani bu da demektir ki insan hayatındaki bazı yeteri kadar öneme sahip olmayan şeyleri, daha da önemsemek lazım. Onları da mutluluk ve sevgiyle anmak lazım. Onların değerini bilip oldukları için şükretmelidir.

Büyüdüğüm yerde birçok maddi ve manevi ihtiyaçlarından yoksun insan görmüştüm. Onları tanıdıkça benim şikayet ettiğim şeylerin gözümde büyüdüğünü gördüm ve daha kötü olmadığı için şükredip, o olaylarla ilgili görüşlerimi değiştirmeye çalıştım.

Bence her şeyden önce kendine dürüst olması gerekmektedir insanın. Yarın da herkese. Bugün bir milad olmalı. Bugüne kadar neler yaptım, bugünden sonra neler yapıcam diye düşünmelidir. Ama geçmişinden sadece ders alıp gerisini silmelidir. Kendine değer verip, bulunduğu ortamı sevmelidir ve sonunda yaşadığı hayattan zevk aldığını görmelidir. Amaçlarına ulaşmak için önce bunlara inanmalıdır. Kötü hiç bir şey düşünmemelidir. Özellikle başkaları hakkında. Çünkü kötü düşünceler ve sözler dönüp dolaşıp sahibini bulmaktadır her zaman için.

Bunu sakın unutmayın, bazen bir an insanın her şeyi unutup o an sadece kendisini düşünüp kendisini sevdiğini söylemesi donan bir bilgisayara atılmış bir reset gibidir.  Daha güzel ve daha rahat düşünmeye başlar. Kendine gelir bir anlamda.

Ve bazen de sadece hayattan beklentilerini düşünüp bunlara inanarak mutlu bir şekilde yaşamalıdır insan...

Sevginin Gücü

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.

Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sının olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da işadamı olduklarını ortaya çıkardılar.

Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.

“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı:

“Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı; onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hâlâ dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:

“Çok basit…” dedi, “Ben o çocukları çok sevdim.”

Diyor sevginin yapamayacağı hiç bir şey yoktur yeter ki yürekten sevebilmektir . Saygılarımla sonsuz sevgilerimle var olun sağ olun ama hep olun Allaha emanet olunuz sevgiyle kalınız Amerika'dan Kucak dolusu selamlar sevgiler .

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.