“…aşk (sevgi) taze ve hoş kokulu bir esinti gibidir. Bir yerden yuvana girer ve odanı güzel kokularla doldurur. Bu süre boyunca kapıları ve pencereleri kapatmaya çalışmak esintiyi yaşayamamana neden olur. Bırakın onu, istediğinde pencereden çıksın. Siz bu anın tadını çıkarın. Ve olur da giderse, siz onu yine sevin. Siz kendi sevginize bakın. Önemli olan budur.”
 
 
Sevgisizlik bir kıyımdır aslında.
 
Savaşlarda masum çocuklara çevrilen namlular, Doğu'da dağ gibi devrilen gencecik fidanlar, derdini anlatamayan aç hayvanlara haince davranan, dostu arkasından vuran,toprak diye birbirine kurşun sıkan kıyımcılar.
 
Dünya yalan ya hala neyin kavgasındalar !
 
Sevgiyi öğrendiğimiz gibi sevgisizliğide mi öğreniyoruz acaba ?
 Hani şu ruhun derinliklerinde saklanılan sevgi kutucuğu boş olduğu için mi  öfke dolu yürekler. Belki de bunun gerçek nedeni kendi kendisini sevmiyor olmasıdır insanın. Kendinize dahi veremediğiniz sevginizi, başkalarına hiç verememektir. 
 
 Biliyorum ki biz toplum olarak duygusal insanlarız. Birinin başı sıkışsa hemen koşarız. İzlediğimiz flimlerde olur olmaz   sahnelerde ağlarız. 
 
Ya da bir öyleyiz bir böyle.
 
Nefret! 
Sanki içinde fırtına barındırıyor her şeyi yakıp yıkacak gibi korkunç bir ismi var.
 
Sevgi!
 
Körebe olmuş sevgilisini arıyor 
Karşısına çukurlar çıkıyor 
Sevgi yaralanıyor 
Sevgi yoğun bakımda 
Yaşama şansı verilmiyor 
 
Sevgi 
Sadece beklenen özlenen delicesine istenen...
 
"sevgisizlik dedi ki:
 
- en yıkıcı olan benim. Buz çölleri içindeki dondurucu yalnızlıkla ezerim insanları. Benim çöreklendiğim yerlerde, evler soğuk, odalar soğuk, yataklar soğuk, sabahlar soğuk, akşamlar soğuktur. Kimsesizlikle yalnızlığın dipsiz kuyularında, küçük bir şefkat ışığı bekleyerek kırpışıp duran gözler, aradıklarını hiçbir zaman bulamadan, benim geçit vermeyen karanlıklarım içinde sönüp giderler.
 
En yıkıcı olan benim. Sevgi dışı bıraktıklarımı, sevişenlerin başbaşalığındaki mutluluk silüetleriyle hançerlerim. Ağırlığım öyle bir çöker ki, yalnızlarla kimsesizlerin bağrına, nereye giderlerse gitsinler, ne gecelerinde ne de gündüzlerinde benden kurtulamazlar. Ne meyhaneler yeter benden kurtulmaya ne yabancı otellerin barları ne gemi kamaraları ne uçak koltukları...
 
Bir kere sevgisizliğe mahkum ettim mi insanı, her sevmeye kalktığını başkalarına verir de yaşamını hıçkırıkların mezbahasında kıyma kıyma ederim.
 
Hiçbir şey benim kadar kahredici değildir."
 
 
Sevgi !
Sanki ılık ılık meltem gibi, yumuşacık yatak sımsacık yaz gibi.
 
Herkesi sevin ve affedin daha kolay kapanır yaralar. Kucak dolusu sevgiler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.